BİA kullanım kolaylığı ve sonuçlarının çoğunlukla güvenilirliğinden dolayı bugün kliniklere kadar girmiş bir yöntemdir. Bununla birlikte, BIA'nın diyet, egzersiz veya her ikisiyle vücut kompozisyonunu tahmin edip edemeyeceği yönünde büyük tartışmalar da vardır. El-ayak BIA sisteminin, zaman içinde vücut kompozisyonunda meydana gelebilecek değişiklikleri doğru olarak tespit edebildiğini gösteren çalışmalar var olduğu gibi aksi yönde görüşlerde mevcuttur.
4
Belli bir populasyona spesifik BIA matematiksel eşitlikleri ancak kendisine karşılık gelen spesifik grubta uygulanabilir (çocuk, yaşlı ve şişman gibi). Yeme, içme, dehidratasyon, egzersiz ve menstrüal dönemler biyoimpedans ölçümlerini etkileyebilir. O yüzden BIA kullanıldığı zaman, aletin doğru ölçüm yaptığından emin olmak için kullanım sırasındaki açıklayıcı basamaklar bireyin içinde bulunduğu duruma spesifik olmalıdır.1 Uygun olmayan matematiksel eşitliklerin kullanılması özellikle obez populasyonda vücut kompozisyonunu tahmin etmedeki çelişkili sonuçları açıklayabilir.4 Bu doğrultuda, homojenitenin sağlanması için deney grupları birbirlerinden yaş, kilo ve boy açısından çok farklılık arzetmeyen spor yapan ve yapmayan öğrencilerden seçildi.
Düzenli yapılan egzersizin vücutta yağı azalttığı bilinen bir gerçektir. Tsai ve arkadaşları, sağlıklı bireylerde, kilo azaltma programlarının başlangıç safhası boyunca, diyet yapmanın kiloyu azaltmada, egzersizin ise VYO'nı azaltmada daha etkili olduğunu rapor etmişlerdir5. Buna paralel başka bir çalışmada hiç spor yapmayanlarla, futbolcular ve yüzücüler arasında %VYO açısından yapılan bir karşılaştırmada en az %VYO'nın yüzücülerde, daha sonra futbolcularda en fazla da hiç spor yapmayanlarda olduğu gözlemlenmiştir.6
Votruba ve ark. derlemelerinde, egzersizin, kilo kaybı boyunca YDK'nin korunmasına ve hatta artmasına yardım ettiğini, aynı zamanda yağ kaybını da arttırdığını bildirmişlerdir. Aynı çalışmada, dayanıklılık egzersizi hariç, egzersizin ne tipinin ve ne de miktarının aslında kilo kaybında çok fazla etkisinin olmadığını, egzersizin asıl en önemli rolünün kilo kaybının devam ettirilmesinde olduğunu ve dayanıklılık egzersizinin ise YDK'yi koruduğunu ve hatta olasılıkla arttırdığını da bildirmişlerdir.7 Bununla birlikte Gornall J veVillani RG, 4 haftalık dayanıklılık egzersizinin çok düşük kalorili diyetle gözlemlenilen YDK'deki ve istirahat metabolizma hızındaki düşüşü önleyemediği veya azaltamadığı sonucuna varmışlardır.8
Evans ve ark., Ballor ve ark. ile Garrow ve ark. da elde ettikleri sonuçlarla, egzersiz artı diyetle meydana gelen kilo kaybının sadece diyetle meydana gelenden farklı olduğunu ve yağ kitlesinde büyük kayıpla beraber yağ dışı kitlenin korunduğunu gözlemlemişlerdir.9-11 Çalışmamızda da yukarıdaki çalışmalara benzer şekilde herhangi bir diyet olmaksızın sadece düzenli egzersizle yağ kitlesinde azalma olurken, yağ dışı kitlede artma olmuştur.
Fellmann ve ark. sağlıklı sporcular üzerinde yaptıkları çalışmada uzun süreli ve tekrarlı egzersizin, egzersiz yoğunluğuyla ilgili olan kronik hiperhidrasyonu hem HİS hem de HDS'da artırdığı sonucuna varmışlardır.3 Çalışmamızda HDS ve HİS'daki değişiklikler, YDK artışına paralel HİS'da artma, VYO'daki azalmaya paralel HDS'da azalma şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu şekliyle çalışmamızda düzenli egzersiz sonrası HDS'daki azalma, Fellmann ve ark.'nın gözlemledikleri HDS'daki artışla çelişmektedir. Bu, her iki çalışmada kullanılan egzersizlerin tipi, süresi ve yoğunluklarındaki farklardan kaynaklanabilir.
Le Mura ve ark. çalışmalarında adölesanlar ve pediatrik obezlerde egzersizin VYO ve YDK'i azaltmada etkin olduğunu bildirmişler ve en çarpıcı değişmelerin 1- düşük yoğunluklu ve uzun süreli egzersiz 2- çok tekrarlı direnç eğitimi ile kombine aerobik egzersiz 3- davranış değişimi komponenti ile kombine edilmiş egzersiz programları ile meydana geldiğini gözlemlemişlerdir12. Bu grubun çalışmasında VYO'daki azalma, yukarıdaki çalışmalar ve bizim çalışmamızla benzerlik gösterirken, YDK'deki azalma ise diğer çalışmalardaki artışlar ile çelişmektedir. Bu çelişki, çalışma gruplarında uygulanan egzersiz tiplerinin birbirlerinden farklı olmasından kaynaklanabilir.
Kyle ve ark. 3853 yetişkin Avrupalı üzerinde yapmış oldukları çalışmalarında egzersizin, yağ kitlesi ve VKİ artışının önlenmesinde etkili olduğunu gözlemlemişlerdir.13
Mirza ve ark. 309 Amerikan Hispanik'i üzerinde yaptıkları çalışmada aşırı kiloluluğun ileri derecede pubertal gelişim, yüksek vücut yağı, yüksek kan basıncı ve azalmış spor katılımı (egzersiz yapma) ile ilgili olduğunu gözlemlemişlerdir.14 Çalışmamızda elde edilen veriler, Kyle ve ark. ile Mirza ve ark.'nın sonuçlarıyla benzerlik gösterirken Fellmann ve ark. ile LeMura ve ark.'nın çalışmalarıyla farklılık göstermektedir.
Mayo ve arkadaşları yaptıkları çalışmalarında egzersizle kilo vermenin, hem hastalık risklerini azaltabileceğini hem de sadece diyet yapma sonrası görülen kolay geri kilo alımının önlenebileceğini belirtmişlerdir.15
Sonuç olarak çalışmamız sadece egzersiz parametresine dayanması ve egzersiz+ diyet yapan grupları içermemesine rağmen, sonuçlarımız ve adı geçen çalışmaların sonuçları ışığında yağ kitlesini azaltma ve yağ dışı kitleyi arttırmada, diyet ve egzersiz birlikte yapılması gerekirken vücut sıvılarının korunmasında ise egzersiz tek başına yeterli olabilir denebilir.