OLGU 1
Kırkaltı yaşında erkek hasta, 10 gün önce karın ağrısı şikayeti başlayan ve başka bir merkezde yedi gün önce laparoskopik appendektomi yapılan hastanın karın ağrısı, bulantı-kusmasının devam etmesi ve son iki gün gaz-gaita çıkaramama şikayetleri nedeniyle kliniğimize sevk edildi. Hastanın öz ve soy geçmişinde herhangi bir özellik yoktu. Fizik muayenede, batın tüm kadranlarda hassasiyet ve rebound mevcut olup, barsak sesleri hipoaktif idi. Beyaz küre sayısı 19.000/mm
3 olan hastanın, batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında hafif-orta düzeyde serbest sıvı ve barsak duvarlarında ödematöz kalınlaşma olduğu görüldü. Akut batın nedeniyle yapılan laparotomide, süperior mezenter ven trombozuna bağlı olarak treitz ligamanından 90 cm distalden başlayan 80 cm’lik nekroze ince barsak segmentine rezeksiyon ve uç-uca anastomoz yapıldı (Resim
1). Hiperkoagulabilite nedeni araştırıldığında, protein C düzeyinin %42.20 (71.80–146.20) olduğu saptandı. Hastaya Nadroparin 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Protein C düzeyi %44.35 olan hastaya postoperatif 9. gün warfarin tablet başlanarak taburcu edildi.
OLGU 2
Otuzsekiz yaşında bayan hasta, 15 gündür devam eden ancak son 2 gün şiddetlenen karın ağrısı ile başvurdu. Hikayesinde 5 yıl önce protein C eksikliğine bağlı olarak pulmoner emboli ve 3 yıl önce ise derin ven trombozu geçirdiği saptandı. Fizik muayenede batın tüm kadranlarda yaygın hassasiyet ve rijidite mevcuttu. Beyaz küre sayısı 22100/mm3, albümin 2.5 g/dL, üre 79 mg/dL ve kreatinin 1.8 mg/dL idi. Protein C düzeyi %38.50 (71.80-146.20) idi. Batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında orta düzeyde serbest sıvı mevcuttu. Yapılan laparotomide; treitz ligamanından 30 cm distalden başlayan 350 cm’lik ince barsak segmentinin nekroze olduğu ve ileoçekal valvden 50 cm proksimalin sağlam olduğu görüldü. Nekroze barsak segmenti rezeke edilerek, proksimal kısma uç jejenostomi ve distal kısma ise muköz fistül uygulandı.
Hastaya postoperatif dönemde Nadroparin 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Kısa barsak sendromu gelişen hastaya total parenteral nütrisyon ve destek tedavisi verildi. Postoperatif 62. gün jejenoileal anastomoz ve kolesistektomi yapıldı. Hastaya verilen destek tedavisine devam edildi. Protein C düzeyi %40.18 olan hastaya warfarin tedavisine geçilerek INR düzeyi 2-3 arasında olacak şekilde ayarlandı. Postoperatif 119. gün hasta taburcu edildi.
OLGU 3
Otuziki yaşında erkek hasta, beş gündür devam eden karın ağrısı şikayetiyle başvurdu. Hastanın hikayesinde ek bir özellik yoktu. Fizik muayenesinde, peritoneal irritasyon bulguları pozitif ve barsak sesleri alınmıyordu.
Beyaz küre sayısı 18500/mm3, üre 110 mg/dL ve kreatinin 2.2 mg/dL idi. Batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında orta düzeyde serbest sıvı ve barsak duvarlarında ödematöz kalınlaşma olduğu görüldü. Akut batın düşünülerek yapılan laparotomide; treitz ligamanından 70 cm distalden başlayan ince barsak segmentleri ve sağ kolonun nekroze olduğu görüldü, bu barsak segmentleri rezeke edilerek, çifte namlulu enterostomi yapıldı. Hiperkoagulabilite nedeni araştırıldığında protein C düzeyinin %35.40 (71.80–146.20) olduğu saptandı. Hastaya enoxaparine 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Kısa barsak sendromu gelişen hastaya total parenteral nütrisyon ve destek tedavisi verildi. Postoperatif 25. gün hasta taburcu edildi. Yüz yirmi gün sonra jejunokolik anastomoz yapıldı. Protein C düzeyi %33.45 olan hastaya INR düzeyi 2-3 arasında olacak şekilde idame warfarin tedavisine geçilerek, taburcu edildi.
OLGU 4
Altmışaltı yaşında bayan hasta, 25 gündür devam eden karın ağrısı ve şişkinlik şikayeti ile başvurdu. Altı ay önce kronik hepatit B’ye bağlı özofagus varis kanaması geçiren hastanın fizik muayenesinde, batın tüm kadranlarda hassasiyet mevcuttu, barsak sesleri hipoaktif idi. Laboratuar bulgularında ise beyaz küre sayısı 9400 mm3, serum AST 56 U/L, ALT 67 U/L, üre 88 mg/dL ve kreatinin 1.5 mg/dL idi. Ayakta direkt batın grafisinde ince barsaklara ait hava-sıvı seviyeleri olduğu görüldü. Batın ultrasonografisinde karaciğer parankimi heterojen ve kaba görünümde, splenomegali, orta düzeyde serbest mayi ve özellikle pelvik bölgeye yerleşimli barsak anslarının duvarının kalın ve ödemli olduğu tespit edildi. Multi dedektörlü batın tomografisinde süperior mezenterik ven ile proksimal dallarında yaygın trombüs izlendi, ileal düzeyde barsak duvarında iskemi lehine düşünülen kalınlaşma bulguları saptandı (Resim 2). Alt ekstremitelerin doppler USG incelenmesi normaldi. Protein C düzeyi %29.25 (71.80–146.20) idi.
 Büyütmek İçin Tıklayın |
Resim 2: Olgu 4’ün batın tomografisi görüntüleri
A. Sagital Plan B.Veritikal Plan
SMV: Süperior mezenterik ven, SMA: Süperior mezenterik arter |
Hastaya intravenöz 5000 U heparin bolus yapıldıktan sonra saatte 1000 U şeklinde idame tedaviye geçildi. Altı saat ara ile aPTT düzeyine bakılarak aPTT düzeyinin normalin 2.5-3 katı olacak şekilde ayarlandı. Tedavinin 10. gününde heparin tedavisi kesilerek, enoxaparine 0.6 cc günde iki defa uygulanması ile devam edildi. Hastaya tedavisinin 5. günü oral başlandı. Oral warfarin tedavisine geçildi ve bu dönemde hastada şiddetli lober pnömoni gelişti. Pnömoniye bağlı kalp yetmezliği gelişen hasta takibinin 24. gününde kaybedildi.