Ana sayfa | Dergi Hakkında | Yayın Kurulu | Danışma Kurulu | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | İletişim
2009, Cilt 10, Sayı 1, Sayfa(lar) 037-040
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
PROTEİN C EKSİKLİĞİNE BAĞLI MEZENTER VEN TROMBOZU: DÖRT OLGU
Ercan GEDİK1, Sadullah GİRGİN1, Senem ŞENTÜRK2, İbrahim Halil TAÇYILDIZ1, Celalettin KELEŞ1
1Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, DİYARBAKIR, TÜRKİYE
2Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR, TÜRKİYE
Anahtar Kelimeler: Mezenter ven, tromboz, protein C eksikliği
Özet
AMAÇ: Akut mezenter iskemilerinin %5-15’ini mezenter ven trombozları oluşturur. Genellikle mezenter ven trombozu, hiperkoagulasyon bozuklukları ile ilişkilidir ve bir hiperkogulasyon bozukluğu olan Protein C eksikliği, mezenter ven trombozu oluşumu için önemli bir risk faktörüdür. Bu çalışmada, protein C eksikliğine bağlı mezenter ven trombozu gelişen 4 olguyu inceledik.

OLGULAR: Olgularımızın ikisi bayan, ikisi ise erkek olup, ortak hastaneye başvuru şikayetleri karın ağrısı idi. Fizik muayenede 3 olguda akut batın bulguları bulunduğundan laparotomi yapıldı. Nekroze barsak segmentlerine rezeksiyon yapıldıktan sonra hastalara jejunojejunal anastomoz (olgu 1), uç jejunostomi (olgu 2) ve çifte namlulu enterostomi (olgu 3) yapıldı. İntestinal nekroz bulgusu saptanmayan diğer olguda (olgu 4) mezenter ven trombozu tanısı, batın tomografisi ile konuldu. Bu olguya 5.000 Ü bolus ve 1.000 Ü/ saat olacak şekilde heparin infüzyonu 10 gün süre ile yapıldı. Olguların hiperkoagulabilite testleri yapıldığında protein C düzeyi sırası ile %42.20, %38.50 , %35.40 ve %29.25 şeklinde düşük oldukları saptandı. Bütün hastalara düşük molekül ağırlıklı heparin verildikten sonra warfarin tedavisine geçildi.

SONUÇ: Mezenter ven trombozu tanısı konulan hastalarda etiyolojik sebep mutlaka araştırılmalıdır. Protein C eksikliği mezenter ven trombozu gelişmesi için önemli bir risk faktörüdür. İntestinal nekroz gelişen hastalarda laparotomi yapılmalı ancak intestinal nekroz bulgusu olmayan hastalarda ise nonoperatif tedavi uygulanabilir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Olgu Sunusu
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Akut mezenter ven trombozu (MVT), bütün akut mezenter iskemilerinin %5-15’ini içeren ve yüksek mortalite oranları bulunan bir hastalıktır. Abdominal semptomların nonspesifik olmasından dolayı tanı konulmasında gecikme olabilir, MVT tanısı çoğunlukla laparotomi veya otopsi ile konulur1-4.

    Genellikle MVT, hiperkoagulasyon bozuklukları ile ilişkilidir5, tüm tromboz olaylarının yaklaşık %40’ında kalıtımsal trombofililer sorumlu tutulmaktadır6. Günümüzde, kalıtımsal trombofililer olarak faktor V-Leiden mutasyonu, protrombin dimorfizmi, aktive protein C (APC) rezistansı ile antitrombin III, protein S ve protein C eksikliği bilinmektedir7.

    Karaciğerden sentezlenen ve K vitaminine bağımlı bir antikoagulan olan Protein C’nin eksikliği, MVT oluşumu için önemli bir risk faktörüdür8. Bu çalışmada Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği’nde protein C eksikliğine bağlı MVT nedeniyle tedavi edilen dört hasta incelendi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Olgu Sunusu
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Olgu Sunusu
    OLGU 1
    Kırkaltı yaşında erkek hasta, 10 gün önce karın ağrısı şikayeti başlayan ve başka bir merkezde yedi gün önce laparoskopik appendektomi yapılan hastanın karın ağrısı, bulantı-kusmasının devam etmesi ve son iki gün gaz-gaita çıkaramama şikayetleri nedeniyle kliniğimize sevk edildi. Hastanın öz ve soy geçmişinde herhangi bir özellik yoktu. Fizik muayenede, batın tüm kadranlarda hassasiyet ve rebound mevcut olup, barsak sesleri hipoaktif idi. Beyaz küre sayısı 19.000/mm3 olan hastanın, batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında hafif-orta düzeyde serbest sıvı ve barsak duvarlarında ödematöz kalınlaşma olduğu görüldü. Akut batın nedeniyle yapılan laparotomide, süperior mezenter ven trombozuna bağlı olarak treitz ligamanından 90 cm distalden başlayan 80 cm’lik nekroze ince barsak segmentine rezeksiyon ve uç-uca anastomoz yapıldı (Resim 1). Hiperkoagulabilite nedeni araştırıldığında, protein C düzeyinin %42.20 (71.80–146.20) olduğu saptandı. Hastaya Nadroparin 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Protein C düzeyi %44.35 olan hastaya postoperatif 9. gün warfarin tablet başlanarak taburcu edildi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Resim 1: Nekroze jejunal barsak segmenti (Olgu 1)

    OLGU 2
    Otuzsekiz yaşında bayan hasta, 15 gündür devam eden ancak son 2 gün şiddetlenen karın ağrısı ile başvurdu. Hikayesinde 5 yıl önce protein C eksikliğine bağlı olarak pulmoner emboli ve 3 yıl önce ise derin ven trombozu geçirdiği saptandı. Fizik muayenede batın tüm kadranlarda yaygın hassasiyet ve rijidite mevcuttu. Beyaz küre sayısı 22100/mm3, albümin 2.5 g/dL, üre 79 mg/dL ve kreatinin 1.8 mg/dL idi. Protein C düzeyi %38.50 (71.80-146.20) idi. Batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında orta düzeyde serbest sıvı mevcuttu. Yapılan laparotomide; treitz ligamanından 30 cm distalden başlayan 350 cm’lik ince barsak segmentinin nekroze olduğu ve ileoçekal valvden 50 cm proksimalin sağlam olduğu görüldü. Nekroze barsak segmenti rezeke edilerek, proksimal kısma uç jejenostomi ve distal kısma ise muköz fistül uygulandı.

    Hastaya postoperatif dönemde Nadroparin 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Kısa barsak sendromu gelişen hastaya total parenteral nütrisyon ve destek tedavisi verildi. Postoperatif 62. gün jejenoileal anastomoz ve kolesistektomi yapıldı. Hastaya verilen destek tedavisine devam edildi. Protein C düzeyi %40.18 olan hastaya warfarin tedavisine geçilerek INR düzeyi 2-3 arasında olacak şekilde ayarlandı. Postoperatif 119. gün hasta taburcu edildi.

    OLGU 3
    Otuziki yaşında erkek hasta, beş gündür devam eden karın ağrısı şikayetiyle başvurdu. Hastanın hikayesinde ek bir özellik yoktu. Fizik muayenesinde, peritoneal irritasyon bulguları pozitif ve barsak sesleri alınmıyordu.

    Beyaz küre sayısı 18500/mm3, üre 110 mg/dL ve kreatinin 2.2 mg/dL idi. Batın ultrasonografisinde barsak ansları arasında orta düzeyde serbest sıvı ve barsak duvarlarında ödematöz kalınlaşma olduğu görüldü. Akut batın düşünülerek yapılan laparotomide; treitz ligamanından 70 cm distalden başlayan ince barsak segmentleri ve sağ kolonun nekroze olduğu görüldü, bu barsak segmentleri rezeke edilerek, çifte namlulu enterostomi yapıldı. Hiperkoagulabilite nedeni araştırıldığında protein C düzeyinin %35.40 (71.80–146.20) olduğu saptandı. Hastaya enoxaparine 0.6 cc günde iki defa uygulandı. Kısa barsak sendromu gelişen hastaya total parenteral nütrisyon ve destek tedavisi verildi. Postoperatif 25. gün hasta taburcu edildi. Yüz yirmi gün sonra jejunokolik anastomoz yapıldı. Protein C düzeyi %33.45 olan hastaya INR düzeyi 2-3 arasında olacak şekilde idame warfarin tedavisine geçilerek, taburcu edildi.

    OLGU 4
    Altmışaltı yaşında bayan hasta, 25 gündür devam eden karın ağrısı ve şişkinlik şikayeti ile başvurdu. Altı ay önce kronik hepatit B’ye bağlı özofagus varis kanaması geçiren hastanın fizik muayenesinde, batın tüm kadranlarda hassasiyet mevcuttu, barsak sesleri hipoaktif idi. Laboratuar bulgularında ise beyaz küre sayısı 9400 mm3, serum AST 56 U/L, ALT 67 U/L, üre 88 mg/dL ve kreatinin 1.5 mg/dL idi. Ayakta direkt batın grafisinde ince barsaklara ait hava-sıvı seviyeleri olduğu görüldü. Batın ultrasonografisinde karaciğer parankimi heterojen ve kaba görünümde, splenomegali, orta düzeyde serbest mayi ve özellikle pelvik bölgeye yerleşimli barsak anslarının duvarının kalın ve ödemli olduğu tespit edildi. Multi dedektörlü batın tomografisinde süperior mezenterik ven ile proksimal dallarında yaygın trombüs izlendi, ileal düzeyde barsak duvarında iskemi lehine düşünülen kalınlaşma bulguları saptandı (Resim 2). Alt ekstremitelerin doppler USG incelenmesi normaldi. Protein C düzeyi %29.25 (71.80–146.20) idi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Resim 2: Olgu 4’ün batın tomografisi görüntüleri
    A. Sagital Plan B.Veritikal Plan
    SMV: Süperior mezenterik ven, SMA: Süperior mezenterik arter

    Hastaya intravenöz 5000 U heparin bolus yapıldıktan sonra saatte 1000 U şeklinde idame tedaviye geçildi. Altı saat ara ile aPTT düzeyine bakılarak aPTT düzeyinin normalin 2.5-3 katı olacak şekilde ayarlandı. Tedavinin 10. gününde heparin tedavisi kesilerek, enoxaparine 0.6 cc günde iki defa uygulanması ile devam edildi. Hastaya tedavisinin 5. günü oral başlandı. Oral warfarin tedavisine geçildi ve bu dönemde hastada şiddetli lober pnömoni gelişti. Pnömoniye bağlı kalp yetmezliği gelişen hasta takibinin 24. gününde kaybedildi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Olgu Sunusu
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    MVT, nadir görülen mezenterik iskemi nedenidir. Mezenter ven tıkanıklığı nedeniyle intestinal nekroz yüzyıl kadar önce Eliot tarafından tanımlanmıştır3. Otopsi çalışmalarında MVT sıklığı %0.2-2 olarak belirtilmiştir4.

    MVT’li hastalarda karın ağrısı en sık belirtilen şikayettir. Ağrı, nonspesifik başlar ve gittikçe şiddeti artarak belirgin bir hal alır. MVT’nin ilk dönemlerinde fizik muayenede rebound ve hassasiyet olmaksızın karın ağrısı bulunur ve genellikle narkotik analjeziklere cevap vermez 9. Mathews ve ark.10 MVT’li %50 hastada karın ağrısının medikal tedavi başlamadan önce 5-30 gün, %27 hastada ise bir aydan daha uzun süre devam ettiğini belirtmişlerdir. Bulantı, kusma ve ishal daha az sıklıkta bulunan semptomlardır. MVT’li hastalarda hematokezya ve hematemez görülebilmektedir, ancak iskemi ve nekroz geliştiğinde nadir görülen semptomlardır11. Karın ağrısı bulunan bir hastada daha önceden venöz tromboemboli hikayesi bulunan bir hastada MVT akla getirilmelidir. Hastalarımızın hepsinde karın ağrısı vardı. Üç hastamızda karın ağrısı ile beraber akut batın bulguları da mevcuttu. Diğer hastamızda ise nonspesifik karın ağrısı mevcuttu. Bir hastamızın hikayesinde daha önce geçirilmiş venöz tromboemboli bulunmaktaydı. Diğer üç hastamızda ise MVT, ilk tromboz atakları idi.

    MVT’nin tanısı, öncelikle klinik olarak şüphelenme ve sonrasında yapılan radyolojik görüntüleme yöntemleri ile konulur. Direk karın grafisinde hava-sıvı seviyeleri ve dilate barsak ansları sık olarak saptanır9. Morasch ve ark.’nın12 yaptığı çalışmada karın ağrısı ve ishal bulguları mevcut olan hastaların %90’ına BT yapılmış ve kontrastlı BT ile MVT tanısının başarı ile konulduğunu bildirmişlerdir. Dilate ve duvar kalınlığı artmış barsak ansları, santralinde trombus formasyonu olan genişlemiş mezenterik ven, mezenterik ven duvarında belirgin şekilde artmış dansite ve kalın mezenter içinde dilate olan kollateraller MVT’li hastalarda kontrastlı BT’nin spesifik bulgularıdır13,14. Doopler USG ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemlerinin, MVT tanısında başarılı sonuçlar verdiği belirtilmiştir12. Bir hastamızda MVT tanısında multi dedektörlü BT kullanılmış, ayrıca multi dedektörlü BT hastanın tedavi sırasında takibinde başarılı sonuç vermiştir. Özellikle multi dedektörlü BT’lerin kullanıma girmesiyle MVT şüphesi olan hastalarda tanı konulma oranının daha artacağı kanaatindeyiz.

    Protein C eksikliği kalıtımsal ve akkiz olarak görülmektedir. Kalıtımsal Protein C eksikliği heterozigot veya homozigot olup her iki şeklide otozomal dominant geçişlidir. Heterozigot protein C eksikliği 1/200-300 sıklıkta görülmektedir. Bununla beraber bu hastaların çok azında genç yaşlarda trombotik komplikasyonlar gelişir ve genellikle yaşamları boyunca asemptomatik kalırlar15,16. Homozigot protein C eksikliği ise 1/16.000-36.000 sıklıkta görülür ve bu hastaların klinik semptomları daha şiddetli olduğundan erken yaşlarda ölüm ile sonuçlanabilir. Akkiz protein C eksikliği karaciğer hastalıklarında, dissemine intravasküler koagülasyonda, L-asparaginaz veya kumadin tedavileri sonrasında, akut şiddetli bakteriyel ve viral infeksiyonlarda gelişebilir. İlk üç olgumuzda heterizigot, dördüncü olgumuzda ise kronik karaciğer hastalığına (karaciğer sirozu) bağlı olarak protein C eksikliği geliştiğini düşünmekteyiz.

    İntestinal nekroz veya peritonit gelişen MVT’li hastalarda cerrahi tedavi zorunludur. Geçmişte intestinal nekroz gelişmiş hastalarda daha geniş bir rezeksiyon yapılması önerilirken, yapılan son çalışmalarda sadece nekroz gelişen barsak anslarının rezeksiyonu önerilmektedir17,18. Cerrahi sonrası bir sorunda geride kalan barsak anslarının canlılığını değerlendirmek için relaparominin gerekip gerekmediğidir? Ancak ameliyat sonrası takipte multi dedektör BT’nin kullanımı ile bu sorunun çözülebileceğini düşünmekteyiz.

    Cerrahi sonrası antikogulasyon tedavisinin, rekürrensleri ve buna bağlı gelişen mortalite oranlarını düşürdüğü rapor edilmiştir18,19. Noninvaziv görüntüleme yöntemleri kullanılarak tanı konulan MVT’li hastalarda başlangıç olarak konservatif tedavi (sıvı–elektrolit replasmanı, nazogastrik dekompresyon ve heparin tedavisi) yöntemi uygulanabilir20. Trombolitik tedavi (periferik veya vasküler kateterizasyon yoluyla lokal olarak) veya mezenter ven trombektomisi literatürde az sayıda vaka sunumlarında rapor edilmiştir18-20. Protein C eksikliğinde, düşük molekül ağırlıklı heparinlerin kullanılması protein C düzeyi artırdığından dolayı uzun süreli kullanılması tavsiye edilmektedir21. Protein C eksikliği saptanan hastalarda hastalığın tekrarını önlemek için yaşam boyu antikoagulasyon tedavisi vermek gerekir22. Bu tedavi türleri sınırlı sayıdaki deneyimlere dayandığı için bunların tedavideki rolleri açık olmayıp, kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

    Sonuç olarak, önceden venöz tromboz atağı bulunan hastalarda, akut batın bulguları saptandığında MVT’den şüphelenilmelidir. MVT tanısı konulmuş hastalarda hiperkoagulobilitenin nedeni belirlenmeli, böylece bu hastaların yaşamlarının devamında venöz tromboz gelişiminin önlenmesi sağlanmalıdır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Olgu Sunusu
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Zhang J, Duan ZQ, Song QB, Luo YW, Xin SJ, Zhang Q. Acute mesenteric venous thrombosis: A better outcome achieved through improved imaging techniques and a changed policy of clinical management. Eur J Vasc Endovasc Surg 2004;28:329-34.

    2) Kumar S, Sarr MG, Kamath PS. Mesenteric venous thrombosis. N Engl J Med 2001;345:1683–8.

    3) Eliot JW. The operative relief of gangrene of the intestine due to occlusion of the mesenteric vessels. Ann Surg 1895;21:9-23.

    4) Warren S, Eberhardt TP. Mesenteric venous thrombosis. Surg Gynecol Obstet 1935; 61: 102-20.

    5) Katz R, Gillis S, Bar-Ziv J, Gimmon Z. Mesenteric thrombosis and factor V leiden. Eur J Surg 1999;165:167-8.

    6) Bick RL. Hereditary and acquired thrombophilia. Part I. Preface. Semin Thromb Hemost 1999;25:251-3.

    7) Konstantinides S, Kasper W. Pulmonary embolism. In: Crawford MH, DiMarco JP, editors. Cardiology. 1st ed: London, Mosby, 2001: 5.18.1-10.

    8) Schafer AI. Hypercoagulable states: molecular genetics to clinical practice. Lancet 1994;344:1739-42.

    9) Grendell JH, Ockner RK. Mesenteric venous thrombosis. Gastroenterology 1982;82:358-72.

    10) Harward TR, Green D, Bergan JJ, Rizzo RJ, Yao JS. Mesenteric venous thrombosis. J Vasc Surg 1989;9:328-33.

    11) Roman RJ, Loeb PM. Massive colonic dilatation as initial presentation of mesenteric vein thrombosis. Dig Dis Sci 1987;32:323-6.

    12) Morasch MD, Ebaugh JL, Chiou AC, Matsumura JS, Pearce WH, MD, Yao JST. Mesenteric venous thrombosis: A changing clinical entity. J Vasc Surg 2001;34:680-4.

    13) Rosen A, Korobkin M, Silverman PM, Moore AV Jr, Dunnick NR. Mesenteric venous thrombosis: CT identification. AJR Am J Roentgenol 1984;143:265-8.

    14) Matos C, Gansbeck V, Zalcman M. Mesenteric venous thrombosis: early CT and US diagnosis and conservative management. Gastrointest Radiol 1986; 11: 322-5.

    15) Miletich J, Sherman I, Broze G Jr. Absense of thrombosis in subjects with heterozygous protein C deficiency. N Engl J Med 1987;317:991-6.

    16) Bovill EG, Bauer KA, Dickerman JD, Callas P, West B. The clinical spectrum of heterozygous protein C deficiency in a large new England kindred. Blood 1989;73:712-7.

    17) Boley SJ, Kaleya RN, Brandt LJ. Mesenteric venous thrombosis. Surg Clin North Am 1992;72:183-201.

    18) Choudhary AM, Grayer D, Nelson A, Roberts I. Mesenteric venous thrombosis a diagnosis not to be missed! J Clin Gastroenterol 2000; 31:179-82.

    19) Abdu R, Zakhour BJ, Dallis DJ. Mesenteric venous thrombosis-1911 to 1984. Surgery 1987;101:383–8.

    20) Chen MC, Brown MC, Willson RA, Nicholls S, Surawicz CM. Mesenteric venous thrombosis. Four cases and review of the literature. Dig Dis 1996;14:382–9.

    21) Monagle P, Andrew M, Halton J, Marlar R, Jardine L, Vegh P, Johnston M, Webber C, Massicotte MP. Homozygous protein C deficiency: description of a new mutation and successful treatment with low molecular weight heparin. Thromb Haemost 1998;79:756-61.

    22) Rhee RY, Gloviczki P. Mesenteric venous thrombosis. Surg Clin North Am 1997;77:327-38.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Olgu Sunusu
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]


    "Türkmedline Ulusal Atıf İndeksi"ne dahil dergilerde aldığı atıflar:
    Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi
    İRFAN YAVAŞOĞLU, GÜRHAN KADIKÖYLÜ, ZAHİT BOLAMAN
    PROTEİN C EKSİKLİĞİ
    Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2009; 10(3): 59 - 59.
    [ÖZET]

    Ana sayfa | Dergi Hakkında | Yayın Kurulu | Danışma Kurulu | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | İletişim